|
Oturup bazen yıldızlı bir akşamın anneliğinde yüksek bir tepeye; yıldızları sayar insan. Oturur ve bir türkü tuttururuz hani. Hangi türküyü tutturursunuz siz bulutsuz bi yaz gecesinde, tek başına oturmuş yıldızları seyrederken? Hangi türküyü tuttursanız bir yerinden "Alevi" olduğunuzun etkisini hisseder misiniz? Yüzyılların türküsüdür aslında dilimize dolanan. Uzak dağ köylerinde, kaçaklarda, sürgünlerde yalnız başına oturup aynı türküyü dertli bir ezgiyle birleştirip savurmamışız mıdır uzay boşluğunun derinliğine? Birgün bir çağrıyla uzak dağ köylerinden ovalara aktığımızda, Pir Sultan'ın yanında, Bedrettin'in isyanında aynı türkü coşkuyla dolanmamış mıdır dilimize? Marş olmamış mıdır Deli Orman'da, darağaçlarında yürüyüşümüze. Maraş'ta, Sivas'da, Gazi'de ağıtlara karışmadı mı türkümüz? Ağıtlanıp dağ köylerine çekildiğimizde yeniden, beklemeyecek miydi ovalar coşkulu türkümüzü? Bazen dergaha girer, dara katılır, cem yapar semah döneriz. Belki de tanrıyı kendimize en yakın hisseden, bir parçası sayan en koyu idealist oluruz birgün. 40 kapıdan, 40 makamdan geçeriz. Yaradılanı, yaratandan ötürü severiz. Bazen "yarin yanağından gayrı, herşeyi paylaşmak için" 40 bin balta olup Deli Orman'a girecek kadar ciddiye alırız hayatı. Başka cennetler istemez, bu dünyanın cennet olması için darağaçlarına düşeriz. Bazen öyle uzlaşmaz oluruz ki derimiz yüzseler dönmeyiz yolumuzdan. Bazen 70 yaşında olsak bile ilmeği boynumuza kendimiz geçirip kendimiz tekmeleriz sandalyemizi. Bazen fırınlara atılırız 20. yüzyılın sonlarında. En barbar, en gerici yüzüyle karşılaşırız uğruna öldüğümüz insanoğlunun. Hep aynı türkü vardır ağzımızda. Bazen sırf o türkü için diri diri yakılırız. Türkü biz oluruz.
Sözleri tam belli değildir o türkünün. Bazen "dönen dönsün ben dönmezem yolumdan" olur türkünün adı. Bazen ferman padişahın, dağlar bizim olur. Bazen en politik sözleriyle bir marşa dönüşür. Bazen ağır ezgileriyle bir ilahi. Bazen o türküyle semah döneriz. Bazen yakılırız o türküyle. O türkü ki bizi anlatır. Direngenliğimizi, zulme boyun eğmeyişimizi anlatır. Bazen tanrıya veya insana olan sevgimizi. Bazen köyümüzü betimleriz sözleriyle, bazen sevdiğimizi. Ama sözleri de ezgisi de değişmesine rağmen aynı türküdür hep ağzımızdaki. İşte o türkünün adı "Alevilik"tir. Hepimiz farklı şehirlerdeyiz şimdi. Farklı ülkelerde. Hayat denen kavganın biryerlerinde çırpınıyoruz. Ama hep bir yanımızda bizi bekliyor o türkü. Her zaman yeniden söylemek için. Her zaman hatırlatmak için yüzyıllık tarihimizi bizlere.
İşte biz şimdi burada o türküyü söylemeye çalışıyoruz yeniden. Bu forumu okurken belli belirli bir ses duyuyor musunuz kulaklarınızda? Kalbiniz kıpırdıyor mu hafifçe her yeni sayfayı açtıkca? O zaman hem siz doğru bir yerdesiniz demektir, hem de biz gerçekten doğru işler yapıyoruz demektir. Biz şimdi burada o türküyü farklı sözlerle, yeniden ezgilendirmeye çalışıyoruz. Bize katılın, birlikte ezgilendirelim o türküyü yeniden.
|